26 Eylül 2011 Pazartesi

yazı

yazı yazmayı artık arkadaşlara anlatılırken ya da gösterirken kalem tutarmış gibi yapmak yerine bilgisayar klavyesiyle betimliyoruz. neyse ki hala meyhaneler var ve hesabı hala kalem tutarmış gibi yaparak istiyoruz.

3 Nisan 2011 Pazar

üşengeç

akşam kalktı. aslında kalkmadı. sadece gözlerini açtı. çişi gelmişti "nasılsa sabah gerçekten uyandığımda tuvalete gidiyorum, o zaman beraber yaparım" diye düşünüp erteledi. mesanesi de çişi geri yollamaya üşendi. sola dönmedi. düşündü. derin bir nefes aldı. bu nefes ona bir buçuk dakika kazandırmıştı. o sırada gözlerini hafif hafif kapadı. hiç yormak istemiyordu göz kapaklarını. her şeyden daha değerliydi onun için o an göz kapakları. kulağının üzerinde bir sinek geziyordu. sineğin hareketini hissetmeye çalıştı. dışarıda bir an gök gürledi. sineğin hoşnutsuzluğunu hissetti. kulağına kondu. sineğin o el ovuşturmasını gözünün önüne getirdi. duyabiliyordu o sesi. istemeye istemeye kalktı. hazır kalkmışken tuvalete gitmek istedi. ağzı kurumuştu. o an karar veremedi. suyu şimdi içmesi daha iyi olurdu, yoksa tuvaletten sonra mı daha iyi olurdu. şimdi içmeye karar verdi ki zahmetini ilerde çekmesin diye. ağzını musluğa dayayıp su içti. tuvalete gitti. çişini yaptı. o an sineğin de tuvalet kapısından içeri girdiğini gördü. gülümsedi. en azından yalnız değildi.

tuvaletten döndü. bir sigara yaktı. bir nefes aldı. sonra sigara içmekten vazgeçti. canı sigara isterse diye söndürmedi. maksat yanık kalsın ki içmese bile kendisine etkisi olsundu. içerideki havadan derin bir nefes çekti. öksürdü. "sigara beni öksürtüyor" diye şaka yaptı kendi kendine ve yine kendi içinde güldü. yatağa tekrar uzandı. saat kaçtı, 5-6 en fazla. yani 7 olsa böyle olmazdı diye düşündü. yorganına dolandı. bir nefes daha aldı içerideki havadan. gözlerini ağır ağır kapattı.

sineğin sesini tekrar duydu. sinek geldi. elinin üzerine konduğunu hissetti. "bu sinek de amma yılışık şeymiş ha" diye şaka yaptı içinden yine. bu sefer gülümsedi. yalnız değildi.

13 Mart 2011 Pazar

bakkan

ve gözleri artık kan çanağıydı.
ya da çanak kandandı da gözleri öyle görüyordu.
ya da kan sadece gözlerindeydi de çanağa uzanıyordu.
ya da hiçbiri değil;
uykusu gelmişti ve aynaya bakakalmıştı.
bakkala kadar gitmişti.

12 Mart 2011 Cumartesi

şakaciddi

"şaka şaka"
ve
"ciddi ciddi"

tonlamalarının aynı olmamasından anlamamız gereken ne peki? ne bileyim.

hani böyle

sanat manat yani, bi bakıma uğraş. can sıkıntısına. iyi bişey yani.

14 Kasım 2010 Pazar

Atasözü

"Ne kadar rakı, o kadar köfte"

Bir Trakya atasözü

13 Kasım 2010 Cumartesi

süpermen olmak zor iş


süpermen, adı da üstünde, son derece efendi, normal hayatında (kılark kent) hiçbir şekilde tavuğa kışt demişliği olmayan, sünepe gibi dursa da içindeki süpermen olduğundan son derece mütevazi, iyi yetiştirilmiş bir aile çocuğu. kızın olursa evlensin istersin.

süper olduğu hayatında da, o gökdelen senin, bu eyfel kulesi benim diyen, tamamen amme hizmeti veren, her türlü manyağa deliye dur demeye çalışan, mert bir delikanlı.

işte o kadar koşuşturma içinde süpermen de şöyle bir ayaklarını uzatıp dinlenmek ister. evlenip, çoluğa çocuğa karışmak, kendi bahçesinde domates yetiştirmek ister.

bence; her süpermen'in hayali, o kadar uçup kaçtıktan sonra, emekli olup, emekli ikramiyesiyle ege'de bi sahil kasabasında, "torunlar da yaz tatillerinde gelir oynarlar burda" diye düşünüp bahçeli-havuzlu bir yazlık almaktır. öyle olmalıdır. yoksa sahil kasabalarındaki süper göbekli, sahile şemsiye dikmek konusunda eksper amcaların başka açıklaması yok.